paylaş
FaceBook

http://islamisigi.de/images/onmenuresimleri/Melekler-ve-gorevi.png

Kişinin amelinin keyfiyet ve durumuna göre meleklerin tahşidatı artar. Bu hususa işaret eden pek çok hadis-i şerif vardır. Bu hadislerde özetle şöyle denilmektedir:

“Namazda ilk safta duranların, saflarını sık ve düzgün tutanların ve namazdan sonra tesbihatlarını huşû içinde Allah’a takdim edenlerin, seherlerde kalkıp Allah karşısında el pençe divan duranların etrafında melekler pervaz ederler.

” Seherler ki, o vakitlerde Cenab-ı Hakk, rahmetiyle dünya semasına nüzul buyurur. “Yok mu tevbe eden tevbesini kabul edeyim?” (Buhari, Tevhid, 35) diyerek rahmetinin enginliğini vicdanlara duyurur.

Âlem gaflet içinde ve döşek üzerinde geceyi ve ömrünü tüketirken, sen değişik ağırlıkların altından sıyrılarak, her şeyin üstesinden gelmeye çalış ve her zaman Rabb’inin karşısında el pençe divan dur. Kur’an, “Yanlarını yataklardan uzaklaştırır, korkarak ve umarak Rabbilerine dua ederler..” (Secde, 32/16) diyor ve teheccüd namazı kılanları tebrik ve tebcil ediyor.

Berzah Azabından Kurtuluş

Kat’iyyen bil ki, berzah azabından kurtulmanın bir tek yolu vardır; o da geceyi ihya etmektir. Şayet ölüm ötesi hayatına nur saçmak, ayağın herhangi bir yere takılmadan, kösteklenmeden dümdüz sırat-ı müstakim erbabı olarak burada ve ötede yürümek istiyorsan, gecenin kara zülüfleri üzerine nurlar saçarak hiç olmazsa iki rekât namaz kılmalısın.

Teheccüd vakti, meleklerin nüzul ettiği an olması itibarıyla çok önemlidir. Teheccüd kılan insanın arkasında melekler saf saf olur durur ve onun rikkat kazanmış his dünyasına ilham esintileri üflerler.

İnsan, her anını nurlu yaşamaya alışmalıdır. Nurlu anlar, insanların meleklerle, ruhânilerle sarmaş-dolaş olduğu anlar ve zamanlardır. Böyle anlarda, insanın sağına-soluna bölük bölük melek ve rûhânîler iner ve onu çepeçevre kuşatırlar. Hatta o insan basacak yer bulamaz: Adımını nereye ve hangi noktaya atsa mutlaka bir melek kanadı ona eşlik eder.

Nifaklarından endişe duyarak Allah Resûlü’nün yanına gelen iki şanlı sahabiye Efendimiz’in söyledikleri, bu hakikate parmak basması bakımından oldukça önemlidir. Vak’a şöyle cereyan eder:

Hz. Ebu Bekir, Hz. Hanzala’nın hıçkıra hıçkıra ağladığını görür. Ona niçin ağladığını sorar. Aldığı cevap onu da ağlatır. Zira Hz. Hanzala, özet olarak şöyle demektedir: “Yâ Eba Bekir, Hanzala münafık oldu. Zira ben, Resûl-i Ekrem’in yanında bulunduğum andaki hali, evime döndüğümde bulamıyorum. Allah Resûlü’nün huzurunda bütünüyle iman kesiliyor, ayrılınca ise o hali kaybediyorum. Bana, bu bir nifak alameti gibi geliyor. Ve onun için de ağlıyorum.”

Hz. Ebu Bekir bunları duyunca o da ağlamaya başlar. “Vallahi” der, ‘aynı hal bende de var.’ Beraberce Allah Resulü’ne giderler. Her ikisi de ağlamaktadır. Efendimiz onlara niçin ağladıklarını sorar. Onlar da durumu olduğu gibi Allah Resulü’ne aktarırlar. Bunun üzerine Efendimiz, mealen onlara şu cevabı verir: “Eğer her zaman benim yanımda bulunduğunuz hali muhafaza etseydiniz, Allah’a yemin ederim, melekler gelir sizinle musafaha ederlerdi. Siz çarşıda-pazarda hep onlarla içli-dışlı olurdunuz. Ama Yâ Hanzala! Bu işin esası şudur: Bir müddet Rabbe kulluk, bir müddet de dünya için çalışma.. ve dünya için çalışırken de Rabb’i unutmama..’ (Müslim, Tevbe 12,13) İşte bütün mesele burada. Huzurda, Rabb’e kulluğun hakkını verme.. çarşıda-pazarda ve evde de onlara ait hakları gözetme.. Hiçbir zaman istikameti terk etmeme ve daima Cenab-ı Hakk’ın murakabesi altında bulunduğu şuuruyla hareket etmeye çalışma.

Böyle davranılırsa kalb, rikkat ve inceliğini korur. Kalb, rikkatini muhafaza ettiği sürece de, melekler gelir, o insana musafaha etmeye durur. Ne var ki, kalbe rikkat kazandırma ve bu rikkati koruma da ancak geceleri ihya ile olur. Gecelerini ihya edemeyenlerin kalb rikkatini muhafaza etmeleri çok zordur.

İlim Yolcusunun Talihi

Meleklerle insanlar arasındaki irtibatı anlatan hadislerden biri de şudur: “Kim ilim yoluna sülûk ederse, Allah ona Cennet’e giden yolu kolaylaştırır. Melekler işittikleri şeylerden hoşnut oldukları için kanatlarını ilim talibinin ayakları altına sererler.” (Tirmizi, İlim 19)

Nasıl olur bu? Melekler, ilim yolcularının gelip geçecekleri yollara nasıl kanatlarını sererler? Keyfiyeti bizce meçhul, fakat bilinen bir gerçek var ki o da, sayıları çok az olan bu seçkinler, meleklerce koruma altındadırlar. Çünkü onlar nebîlerin vârisleridir. ‘Allah seni koruyacaktır’ hakikati onlar hakkında da böyle tecellî etmektedir. Allah ve Resûlü, onlardan hoşnut ve razıdır. Böyle olunca da melekler onlardan hoşnut ve razı olmak durumundadır. Bu durum melekler için ayrı bir haz ve ruhani bir zevk kaynağıdır.

Meleklerin insanlara olan bu ta’zimi, sırf Allah içindir. Bu sebeple de onlar yaptıkları bu hizmeti döndüklerinde, Rabbilerine bir armağan, bir hediye gibi takdim ederler. Melekleri, ilim ehline hizmet etmeye sevk eden sırra gelince: Meleklerde sonsuz denecek ölçüde bir ilim ve irfan aşkı vardır. Allah’ı bilmek, O’nu tanımak ve O’nun marifetine ermek, meleklerin yaradılış gayesi ve biricik hedefleridir. Buna vesile oldukları için de onlar, ilim erbabına hep hizmet etmek isterler

883">